X


EL EMEĞİ GÖZ NURU: HOMO FABER - 1

image banner

Kelime kökeni Latince’ye dayanan Homo Faber, kısaca ‘insan yapımı’ anlamına gelir. İnsanoğlunun sonsuz yaratıcılığını yüceltmek amacıyla ortaya çıkan bu ifade biçimi, ilk olarak İtalya’da Rönesans döneminde ‘Homo faber fortunae suae’ olarak kullanılmış.

Rönesans’ın temel felsefesini oluşturan bu söylem, insanın kendi kaderini inşa ettiği düşüncesini savunur. Dolayısıyla ellerimizle yaratma kabiliyetimiz, kendimizle ilgili bir şeyler söyleyebilmek adına oldukça önemli bir yere sahip.

Homo Faber sergisi, tam da bu noktaya dikkat çekmek amacıyla yapılmış. Sloganı ‘İnsanoğlunun makinelere göre daha becerikli olduğunu göstermek’ olan sergiye mekan olarak Venedik'teki Giorgio Cini Vakfı'nın bulunduğu ada seçilmiş. Michelangelo Vakfı'nın girişimiyle gerçekleştirilen bu sergi aslında sergiden de öte bir oluşum. Bugünlerde kaybolmakta olan değerlerden bir tanesini çok güçlü bir şekilde sembolize ediyor: Zanaatkarlık.Fotoğraf : Meryem Bursalı

Zanaatkarların başrolde olduğu platformlar, ziyaretçilere, özellikle teknoloji ile büyüyen genç nesle, daha insani bir geleceğin mümkün olduğunu hatırlatmak niyeti ve titizliği ile hazırlanmış. Toplam 16 bölümden oluşan serginin her bölümü ayrı bir küratör tarafından tasarlanmış. Küratörler arasında Michele de Lucchi, Stefano Boeri, India Mahdavi gibi tanınmış mimar ve tasarımcılar yer alıyor.

Bölüm başlıkları ise şöyle:
1. Venedik Usulü / Venetian Way
2. Yaratıcılık ve Zanaatkarlık / Creativity and Craftsmanship
2b. Ahşabın Şiirselliği / Poetry of Wood
2c. Van Dyck Tablosu Restorasyonu / Restoration of Van Dyck's painting
3. Bettencourt Schueller Vakfı / Fondation Bettencourt Schueller
4. Bireysel Yetenekler / Singular Talents
5. Yüz yılların formu / Centuries of Shape
6. Avrupa'nın en iyileri /Best of Europe
7. Münhasır İmalat /  Workshop Exclusives
8. Moda dünyasının içi ve dışı / Fashion Inside and Out
9. Restorasyon sanatının ustaları / Restoring Art's Masters
10. Hayali mimari / Imaginary Architecture
11. Keşif & Yeniden Keşif /  Discovery And Rediscovery
12. Eilean ( El yapımı yat tasarımı)
13. Çifte İmza / Doppia Firma
14. Doğal Yetenek / Natural Talent

Böylesine kapsamlı bir sergiden seçtiğim belli başlı bölümleri, iki ayrı yazıya sığdırabildim. İlk yazımda, Venedik Usulü, Yaratıcılık ve Zanaatkarlık, Hayali Mimari'ye, bir sonraki yazımda ise Avrupa'nın En İyileri, Keşif & Yeniden Keşif ve Doğal Yetenek bölümlerine değineceğim.

1. Venedik Usulü
İlk bölüm bir fotoğraf sergisine ayırılmış. Homo Faber için özel olarak görevlendirilen fotoğrafçı Susana Pozzoli, Venedik kanallarında ve civarında yaşayan 21 zanaatkarın atölyesini ziyaret etmiş ve her birini çalışırken görüntülemiş.Fotoğraf: Homo Faber

Fotoğraf: Meryem Bursalı
Kapılarını açan atölyelerde üretilenler cam, ipek sırma, tiyatro kostümü, geleneksel dantel, gondol yapımı, kağıt maske, mozaik karo, mücevher, ayakkabı, ince kumaş, seramik, porselen, Venedik pelerini, tipografi, kolofon (yayınevi amblemi), ahşap mobilya, ahşap kakma, altın varak, metal işçilik, ipek kumaş boyaması ve el örgüsü ürünler.Fotoğraf: Meryem Bursalı

‘Fotoğraf su gibidir. Her hikâyenin özel ve gizli kısmına ulaşmayı becerir’ diyerek Venedik’in kanallarına da gönderme yapan Pozzoli, kendisinin de monolog makine kullandığını ekliyor. Atölyelerdeki titiz, ince ve disiplinli üretim süreci, karanlık odada filmleri tab ederken de geçerli. Böylece zanaatkarların kuşaktan kuşağa aktarılan el emeğine empati ve saygısını sunuyor.Fotoğraf : Meryem Bursalı

Ziyaret ettiği atölyelerin ritmine karışan Pozzoli, yakın çekim kareler ile içerideki yoğun atmosferi hissettiriyor. Ürünün yaratılma sürecini, bitmiş halini, zanaatkarın konsantrasyonunu ve dinlenme molalarını çekmekle kalmıyor, kamera arkası hikayelerini de aktarıyor:

  • Cam ustaları, üretim esnasındaki sıcağa dayanabilmek için yaz aylarında sabah 4'te çalışmaya başlıyorlar. Atölyelerde klima kullanılmıyor çünkü camın doğal koşullarda ve yavaş yavaş soğumaya bırakılması gerekiyor.
  • Gondol üreticileri, gondol boylarını kişiye özel ayarlıyor. Kullanacak kişinin boy ve kilosuna göre boyutlar belirleniyor.
  • Altın varaklama tekniğini elle uygulayabilen çok az zanaatkar kalmış. Çok meşakkatli olan bu teknikte, saf altını 0.02 mikron kalınlığına gelene kadar dövmek gerekiyor. Bu da, normal kağıdın binlerce kat incesi demek.

Pozzoli, belki de kanıksamış olduğumuz birçok ürünün altında yatan emeği düşünmemiz ve hak ettiği değeri vermemiz için bir olanak sağlıyor.

2. Yaratıcılık ve Zanaatkarlık
Dünyaca meşhur tasarımcıların, işinin ehli Avrupalı zanaatkarlar ile buluştuğu bu bölümün küratörlüğü, ünlü İtalyan mimar Michele de Lucchi'ye verilmiş. Karanlık bir odada tavandan zemine doğru süzülen 8 adet ışık huzmesi göze çarpıyor.Fotoğraf: Meryem Bursalı

Her huzmenin altında bir obje sergilenmiş. Homo Faber için özel olarak tasarlanıp elle üretilen bu objelerin teması ise tabernaculum. Yani ilahi ve kıymetli bir nosyona mesken olabilecek bir alan, minyatür bir tapınak diyebiliriz. İlham kaynağı olarak tapınakların mistik havası örnek gösterilmiş ve kendiliğinden iç mekanı olan objeler yaratılmış.

Böylesine mistik bir tema için neredeyse ilahi denilebilecek dramatik bir sunum tasarlayan De Lucchi, aynı zamanda sunum yapılan odanın restorasyonunu da 2016 yılında yapmış. Dolayısıyla Palladiano'nun Son Akşam Yemeği tablosunu barındıran bu görkemli mekan ile aşinalığı, projeye samimiyet ve içtenlik katmış.Fotoğraf: Meryem Bursalı

Tasarımcı ve zanaatkar arasında aylarca süren karşılıklı görüşmeler sonucu ortaya çıkan 8 objenin her biri kendine özgü. Malzemeleri farklı olmasına rağmen objeler arasında güçlü bağlar var: Aynı hikayeyi anlatma arzusu, temsil ettikleri içsel anlam, tasarımcının hayal gücünün ustanın ellerinde hayat bulması.Fotoğraf: Meryem Bursalı

'Arılar peteklerini hep aynı formda yapar. Objeler aynı zamanda mekanları da yaratır. Bu sergide de her objenin kendine ait bir iç mekanı var, aynen binalar gibi. Sergilendikleri heybetli salon da her bir objeyi sarıp sarmalayacak nitelikte.' Michele de Lucchi

Her obje, ustasının iyi tanıdığı malzemeden üretilmiş. Sergilendikleri birimler ise tavandan sarkan konik formlar ile tamamlanıyor. Işık huzmeleri içeren bu formlar, modüler ahşaptan yapılmış.Fotoğraf: Meryem Bursalı

Objeleri tasarlayan isimlerden Alman aydınlatma tasarımcısı Ingo Maurer, metal ustası ile eşleşmiş ve objesini renk ve ışıkla tamamlamış.https://cdn.pbrd.co/images/HLCBgA6.jpgFotoğraf: Homo Faber

Hollandalı aykırı tasarımcı Marcel Wanders ise bir seramik ustasının ellerine bıraktığı objesinde kil ve altın varak kullanmış.Fotoğraf: Homo Faber

İtalyan ikonik mimar Ugo La Pietra'nın tasarımı olan obje, bir mozaik ustasının döşediği minyatür mozaiklerle şekil bulmuş.Fotoğraf: Meryem Bursalı

10. Hayali Mimari
Paris merkezli meşhur iç mimar ve tasarımcı India Mahdavi'den, Homo Faber için yenilikçi ve çağdaş bir mekan tasarlaması istenmiş. Mahdavi, kendi projelerinde de zanaatkarlar ile çalışmaya verdiği önem ile meşhur. Burada da tasarladığı iki mekanda başrolü zanaatkarlar ve hayal gücü paylaşıyor. Kendisinin 'delilik' olarak tanımladığı mekanlardan ilki bir kış bahçesi. Bahçeye Sonsuza dek Henri Rousseau adını vermiş.Fotoğraf: Homo Faber

Mahdavi, kariyeri boyunca büyük bir tutkuyla kullandığı rattan malzemesini, burada kullanmaktan büyük haz aldığını söylüyor. Avrupa'nın sayılı rattan atölyelerinden bir tanesi olan Valencia merkezli Rattan Deco tarafından üretilen ve tamamen el işçiliği ile yapılmış 'duvarlar'da tropikal orman teması işlenmiş.Fotoğraf: Tomas Bertelsen

Orman resimleriyle meşhur Rousseau'nun eserlerinden esinlenilmiş olduğu, rattan kakmaların içine yedirilmiş aslan kafasından anlaşılıyor. Zemin ise siyah beyaz Bizans usulü mozaik karo ile döşenmiş.Fotoğraf: Meryem Bursalı

Bütün bu unsurları yansıtan aynalarda ise Venedik'in meşhur ayna işçiliği kullanılmış. Yine rattandan yapılmış iki adet koltuğa oturduğumda, kendimi bir evin terasında kış bahçesinde hayal edebiliyorum.Fotoğraf: Meryem Bursalı

Mahdavi'nin ikinci 'deliliği' Merry-Go-Round'un ilham kaynağı ise Fransızların boudoir olarak adlandırdığı, yatak odası denilebilecek özel odalar. İsmini aldığı atlı karıncalar, sadece form olarak kendini gösteriyor. Daire formundaki mekan, baştan aşağı döşeme ustalarının yarattığı bir şahesere dönüşmüş.Fotoğraf: Meryem Bursalı

Fotoğraf: Meryem Bursalı

Dev dairesel koltuk kadife ile döşenmiş ve zemindeki halı ile aynı renk dilimlerine ayırılmış. Seçilen renk skalası, mavi ve yeşil tonları ile Venedik lagunası etkisi veriyor.Fotoğraf: Meryem Bursalı

Fotoğraf: Meryem Bursalı

Bu etki, duvarlardaki pullu ve boncuklu balık nakışları ve dairesel pencerelerle de pekiştirilmiş. Balıkların işlendiği paneller duvar kaplamalarıyla meşhur De Gournay imzalı. Kullanılan saten kumaş adeta suyun yumuşaklığını vermiş.Fotoğraf: Meryem Bursalı

Bir bütün olarak ele alındığında, bu mekana esas ilham olan tek bir kaynak var: Venedik. Mahdavi, zanaatkarlığa duyduğu büyük saygıyı tarif etmek için 'Zanaatkar, hayal gücüne hizmet ettiği noktada ustalığının en yüksek mertebesine erişmiştir' diyor ve ekliyor: 'El kabiliyeti, zihin kabiliyeti ile birleştiğinde sihir açığa kavuşur. Bu sihirli birleşimin tek bir sonucu vardır: Nadide bir güzellik.