X


EL EMEĞİ GÖZ NURU: HOMO FABER - 2

image banner

Fotoğraf: Meryem Bursalı

İnsan emeğinin, robotlara kıyasla daha iyi olduğunu anlatmak niyetiyle hazırlanan Avrupalı zanaatkarlar sergisi Homo Faber'in devamı niteliğindeki ikinci yazımda, Avrupa'nın En İyileri, Keşif & Yeniden Keşif ve Doğal Yetenek bölümlerine değineceğim.

Yazının ilk bölümüne  bu linkten ulaşabilirsiniz. 

6. Avrupa’nın En İyileri
Adından da anlaşılacağı üzere Avrupa’nın en iyi zanaatkarlarına adanmış bu bölümün küratörlüğü, Milanolu galerist Jean Blachaert'e verilmiş. Cam ve seramik uzmanı Blachaert, tüm Avrupa'yı gezerek işinin ehli 150 zanaatkarı aynı çatı altında toplamış.Geleneksel yöntemlerle üretilmiş yüzlerce çağdaş eser, hayranlık uyandıracak güzellikte. Blanchaert'a göre gelenek, nefes alan ve yaşayan bir unsur, tıpkı zanaatkarlar gibi.Fotoğraf:  Meryem Bursalı

Malzeme ve teknik bilgiyi ise, aynı kaptan su içen iki kardeşe benzetiyor. Ait oldukları toprakların izlerini taşıyan eserler, dolayısıyla birbirinden çok farklı:

Seramiği ile meşhur İtalyan kenti Faenza'dan katılan Marta Gatti Servadei, büyük amcasının 90 yıl önce icat ettiği ve sır gibi saklanan özel bir yansıma tekniği kullanıyor.

Hollandalı deri ustası Sebastiaan van Soest, ilk olarak 17.yy'da kuzey Hollanda'da kullanılmış olan bir yöntem ile deriye gümüş kaplama ve cila uyguluyor.

İrlanda'nın County Galway şehrinden gelen Joe Hogan, binlerce yıllık bir gelenek olan sepet örücülüğünü icra ederken, bölgedeki Loch na Foey nehri etrafındaki söğüt ağaçlarını kullanıyor.Fotoğraf: Paolo Rosselli

Projesini ünlü İtalyan mimar Stefano Boeri'nin yaptığı sunum, bu farklılığın altını çiziyor. Farklı uyruk, etnik köken ve inanç sisteminden gelen objeler, ahenk  içinde yan yana dizilmiş.

Sergilendikleri kıvrımlı düzlem, formu itibariyle akıp giden bir rota yaratıyor. Böylece ziyaretçi, objeyi hem yakından inceleyebiliyor, hem de karşılaştırma yapabiliyor.

Fotoğraf:  Meryem Bursalı

Ancak sahne ışıkları sadece objeler üzerinde değil, sergide bizzat zanaatkarlar var. Aslında başrol zaten onların. İşlerini icra ederken, sorulan sorulara da hiç yorulmadan cevap veriyorlar.Fotoğraf:  Meryem Bursalı

Benim denk geldiğim zanaatkarlardan bir tanesi, Portekizli hasır örme ustası Manuel Ferreira. Fotoğraf:  Meryem BursalıKullandığı malzeme Portekizce’de Bunho denen, papirüsgillerden bir tür kamış.

“Avrupa'da neredeyse 50 km'de bir şarap ve yemek kültürü değişir. Aynısı zanaatkarın hüneri ve tekniği için de geçerli” diyen Jean Blanchaert ekliyor “Artık ebeveynler, çocuklarında bir yetenek veya sanata yatkınlık fark ettiğinde, çocuklarını hemen bir atölyeye yazdırıyor. Aynı Rönesans dönemindeki gibi... Bu işler her zaman sanatsal bir atölye ile başlar.”

11. Keşif & Yeniden Keşif
Homo Faber bu bölümü lüks kategorisine giren ürünlerin zanaatkarlarına ayırmış. Lüksün tanımını yeniden keşfetmeye çağırıyor. Lüks ürün deyince ilk akla gelen para ve statüdür. Amaç, bu ürünlerin altında yatan manevi değere ışık tutmak. Işık ise zanaatkarların yorulmadan üreten ellerinde, işlerine tutkuyla bağlanan gönüllerinde...

Lüksü statüden öteye taşıyan bu yaklaşıma, vücudumuzun bir parçasıymış gibi hissettiren bir eyeri veya aile yadigarına dönüşen bir mücevheri örnek verebiliriz.

Usta eller tarafından üretilen, zamana meydan okuyan bu ürünler olmadan, yukarıdaki lüks tanımı geçersiz sayılır.Fotoğraf: Meryem Bursalı

Fransız tasarımcı Jean-Baptiste Auvray'in projesini yaptığı sergi alanı, zemin ve duvarları bembeyaz tutulmuş 20 ayrı odadan ibaret. Sanki beyaz zemin bir tuval, zanaatkarlar da ressam gibi.Fotoğraf: Meryem Bursalı

'Güzel olana' duyulan özlem insan ruhunda asla dolmayan bir boşluk gibi. İhtiyacı kadarıyla yetinmeyip hep daha fazlasını istemek hali, Homo Faber’in katılımcı listesine de ışık tutmuş:

Mücellitlik – Smythson (İngiltere)
Kristal/Cam oymacılık – J & L Lobmeyr (Avusturya)
Bıçak yapımı – Lorenzi Milano (İtalya)
Keten nakışçılığı – Madeira Portekiz'in nakışçıları
Nakışçılık – Maison Lesage (Fransa)
Emaye oymacılık - Vacheron Constantin (İsviçre)
Kişiye özel gözlük yapımı – Maison Bonnet (Fransa)
İpek dokumacılığı – Antico Setificio Fiorentino (İtalya)
Yelpaze yapımı – Duvelleroy (Fransa)
Değerli taş kesimi – Van Kleef & Arpels (Fransa)
Değerli taş yontmacılığı – Cartier (Fransa)
Cam dekorasyonculuğu – Venini (İtalya)
Altın kalem ucu yapımı – Montblanc (Almanya)
Deri işçiliği – Alfred Dunhill (İngiltere)
Parfüm üretimi – Aquaflor Firenze (İtalya)
Porselen boyamacılığı – Przellan Manufaktur Nymphenburg (Almanya)
Deri eyer yapımı – Hermes (Fransa)
Deri ayakkabı yapımı – Santoni (İtalya)
Duvar kilimi dokumacılığı – Robert Four (Fransa)
Saat yapımı- Jaeger-LeCoultre (İsviçre)

Fotoğraf: Meryem Bursalı

Dünyaca ünlü ve daha az tanınan atölyeler, kalıcı güzelliğin temelinde yatan 6 unsuru paylaşıyor: Kültür, miras, mükemmeliyet, ustalık, yaratıcılık ve zanaatkar ile objeyi sahiplenen kişi arasında kurulan ilişki. Fotoğraf: Meryem Bursalı

Güzelliğin kalbini ve ruhunu yaratan, sıradan bir malzemeyi sıra dışı bir objeye dönüştürebilen ustaları izlerken, kaliteli ürünün altında yatan emeği takdir etmemek mümkün değil.

Homo Faber, seri üretimli hızlı tüketim dünyasında, unutulmuş değerleri hatırlatma çabası içinde...

14. Doğal Yetenek 
Neredeyse her kültürde masalların vazgeçilmezi olan ormanlar, bu bölümün ilham kaynağı. Sergi, ormanların cazibeli ve büyülü atmosferini dört duvar arasına taşıyor. Ağaçlar arasına serpiştirilmiş ürünler ise genç tasarımcıların hayal güçlerinin meyveleri. Kısaca bir 'yetenek ormanı' oluşturulmuş.Fotoğraf: Eligo Studio

Genç tasarımcılar, Milano merkezli tasarım okulu Creative Academy'nin El Sanatları Master Programına katılmış olan ve farklı ülkelerden gelen 20 öğrenci. Öğrencilerin ahşap ustalarıyla bir araya gelmesiyle ortaya çıkan objeler bu alanda sergilenmiş. Aynı sergi, aslında 2017 Milano Mobilya Fuarı'nda Creative Academy'nin standı olarak takdim edilmiş ve en iyi 40 sunumdan biri seçilmiş. Homo Faber'in, bu sergiyi olduğu gibi yeniden kurdurtması ise el sanatlarına verdikleri değeri pekiştiriyor.Fotoğraf: Meryem Bursalı

Serginin içeriği Van Cleef & Arpers'ın CEO'su Nicolas Bos tarafından oluşturulmuş. Öğrencilerden, içsel bir yolculuğa çıkmaları, çocukluk hatırlarına dönmeleri, doğup büyüdükleri coğrafyanın gelenek göreneklerini anımsamaları istenmiş. Böylece ortaya oyuncaklar, doğadan esinlenilmiş objeler, bastonlar, anıtsal binalar gibi birbirinden farklı eser ortaya çıkmış.

Fotoğraf: Meryem Bursalı

Giordano Vigàno ahşap kakmada ve Carlo Meloni ahşap tornada işinin ehli iki usta. Öğrencilerin hayallerini objeye dönüştürürken, paha biçilemez tecrübelerini öğrencilere aktarmışlar.Fotoğraf: Meryem Bursalı

İngiltere, Rusya, Güney Kore, Fransa, İsviçre, Ukrayna, İsrail, Güney Afrika, Çin, İtalya ve Avusturalya gibi farklı kökenlerden öğrenciler, hayal ettikleri tasarımları, ustalar ile birebir diyalog içinde geliştirmiş. Bu sayede malzemenin ve üretim tekniklerinin sınırlarını tanıma ve idrak etme fırsatı yakalayan öğrencilerden Giulia Maria Vavassori, yaşadığı süreci şöyle dile getiriyor:

“Vigàno'ya, Como Gölü'ndeki bir gemiye benzeyen ahşap bir ayakkabı kutusu yapmak istediğimi söyledim. Bana, kutunun menteşe ile açılmasının imkansız olacağını söyledi. Birlikte çözüm arardık ve sonunda kulemsi bir form elde ettik. Sonuç, hayal ettiğimden çok daha iyi oldu.”

'Doğal Yetenek' sergisi, tasarımcı ve zanaatkarların yüz yüze diyaloğunun konsantre bir dışavurumu olarak tanımlanabilir. Fotoğraf: Meryem Bursalı

Serginin tasarımı ise yine Milano merkezli, son zamanlarda adını çok sık duyuran Eligo Studio. Kurdukları enstalasyon ile Tabiat Ana'yı temsil eden ormana saygı duruşunda bulunan Eligo Studio, böylece serginin ana malzemesi olan ahşap ile ağaçlar arasındaki ilişkiyi de gözler önüne seriyor.