X


Ömer Atakan ile Londra’da 007’nin izinde...

image banner

Londra’daki sinema, efemera ve koleksiyon turumuza başlamadan önce, çok sıkı bir James Bond koleksiyoneri olduğum için ağırlıklı olarak Bond ile ilgili olan yerlerden bahsedeceğimi peşinen belirtmek isterim :)

Sabah erkenden doyurucu bir kahvaltı ettikten sonra, subway ile Circle & District hattını alıp Sloane Square istasyonunda inip, dışarı çıktığınızda Londra’nın en kaliteli meydanlarından birinde kendinizi bulabilirsiniz. King's Road'dan Chelsea tarafına doğru yürürken sol tarafta Duke of York Square' e saptığınızda, cafe ve mağazaların bulunduğu çok şık bir sokağın sonunda köşede yer alan ve Taschen'in dünyada bulunan 12 mağazasından biri olan 2 katlı mağazada Taschen'in sold out olmuş kitapları dahil tüm yayınlarını bulabiliyorsunuz.
2 katlı mağazanın alt katındaki galerisine inmeyi sakın atlamayın, burada limited edition kitapları, signed limited artwork ve printleri inceleyebilisiniz.  Rocky filmlerini anlatan Sylvester Stallone’dan imzalı ve içinden limited edition printlerin de çıktığı sedece 1976 adet basılmış hardcover devasa kitabın fiyatının 650 GBP olduğunu görünce, fotoğraflarını çekip sayfalarını çevirmek de insana yetinmek yetiyor haliyle.

Buradan, King’s Road’dan Chelsea’ya kısa bir yürüyüş yapmadan önce mağazanın hemen karşısında bulunan Saatchi Gallery’de ücretsiz olarak sergilenen sanat eserlerine bi göz atmanızda da fayda var tabii ki.Yaklaşık 1,5 km.lik bir yürüyüşle (merak etmeyin etraftaki mağaza, cafe ve mimarinin güzelliği ile 100 m. falan yürümüş gibi hissedeceksiniz) cadde üzerinde sol tarafta kendinizi 313 numaralı “Limelight Movie Art” dükkanında bulacaksınız. Orijinal film afişleri ve lobi kartlarının satıldığı dükkanda kesinlikle hayranı olduğunuz filmin efemerasına rastlayacaksınızdır. Vintage filmlerin arasında geçmişe kısa bir yolculuk yaptıktan sonra tekrar aynı yoldan yukarı doğru yürüyüp öğlen yemeği için köşedeki klasik ingiliz tarzı “Chelsea Potter”da 5.99’a Fish & Chips yiyip half pind ingiliz cider’ı ile ağzınızı tatlandırabilirsiniz.
Evet biraz dinlendik, şimdi Sloane Avenue’den yukarı doğru yürüyüp South Kensigton’a doğru yola koyulabiliriz. Yolda neler mi göreceğiz ? Öncelikle Orlebar Brown mağazasında hazırlanan 007 yaz koleksiyonuna mutlaka bakmalıyız. Sean Connery ve Roger Moore’lu 1960 ve 70 lerin filmlerde giyilen mayo, gömlek, bornoz vb gibi kıyafetlerini günümüze uyarlayıp inanılmaz bir kreasyon yaratmışlar.



Buradan, bana göre Londra’nın en nezih ve kaliteli mahallesi olan Cadogan Square’e doğru yürüyüşümüze devam edelim. 1880’lerde yapılmış İngiliz mimari tarzının en güzel örneklerini görebileceğimiz sokaklardaki hedefimiz, 2012’de çekilen James Bond “Skyfall” filminde de set olarak kullanılan 82 numaralı M (Judie Dench) in rezidansının önündeyiz. Filmde M ile 007 (Daniel Craig) in buluşmasına izlediğimiz ev aslında James Bond film müzik temasını yaratan ve bir çok filminde müziğini yapan John Barry’nin evi. 2011’de ölünce filmde kendisine bir gönderi yapmak istemiş Eon Productions yetkilileri.

Yürüyüşümüze devam ederken Knightsbridge’deki Harrods’ın karşısındaki “Caffe Concerto” nun sokak üzerindeki masalarında, iced latte içmenizi de mutlaka öneririm. Tamam biraz yorulduk sanki, Knightsbridge’den Picadilly hattını alıp Covent Garden’ a gitmeyi planlıyoruz şimdi saat öğleden sonra 2’ye geliyor daha görecek çok yerimiz var.

Öncelikle 35 Maiden Street’de bulunan Londra’nın en eski restoranlarından biri olan Rules Restaurant’a gidip akşam yemeği için yerimizi ayırtalım (muhtemelen 3-4 gece sonraya zira aynı gün içerisinde saat 8 rezervasyonu bulmak imkansız, saat 10’a ikinci partiye veriyorlar ama akşam yemeği için çok geç bir saat Londra için). Tabii buraya asıl gelme sebebimizi içerideki 1800’lerin iç mimari dekorasyonu, özel şeflerin hazırladığı mükemmel sunumlu gurme yemekler diye göstersek de, 2015’de çevrilen James Bond “Spectre” filmindeki M (Ralph Fiennes) Q (Ben Whishaw ve Moneypenney Naomie Harris) in oturduğu masada yemek yiyebilmek :)





Bond fanı olun olmayın eğer otomobillere meraklı iseniz, tüm James Bond filmlerinde kullanılan arabaların sergilendiği “Bond in Motion” müzesini mutlaka gezmelisiniz. Aston Martin DB5’dan Lotus Esprit’ye kadar screen used olarak filmlerde kullanılan motosiklet, sürat teknesi, helikopter ve arabaları görebilirsiniz. Girişteki mağazadan da da hediyelik alma şansınız var. Ben uzun zamandır peşinde olduğum Goldfinger filmdeki meşhur repliğin yazılı olduğu (I’ve been expecting you, Mr. Bond) paspası alıp evin kapısına koydum. :)

Yine kısa bir mola verelim ve müzenin tam karşısındaki “Boulevard Brasserie”de Bond in Motion’a karşı yeşil zeytin eşliğinde Bellini’mizi yudumlayalım.Saat neredeyse 5’e geliyor ama Temmuz ayındayız ve Londra’da hava gece 22:30 gibi karardığından güneşin tadını çıkarmak için çok vaktimiz var, en iyisi Embankment Bridge üzerinden yürüyüp kendimizi Southbank’e atalım. Burada BFI London (British Film Institute) ın sinemaları, sinema ve film ile ilgili ulaşabileceğimiz büyük arşivli bir kitapçısı var. Aynı zamanda nehir koyısındaki vintage book satan esnaftan da uygun fiyata eski sinema kitaplarını bulabiliriz. Yemek için BFI London’ın restoranında şarap ve pizza ile güneşin batırabiliriz demiyorum zira 19:30’da başlayacak olan Westend tiyatrolarındaki bir oyuna gitmenizi öneriyorum.

Müzikalleri gördük artık biraz da drama, tiyatro oyunu izleyelim diyorsak, Westend’de Hollywood artistlerinin oyunlarına çok sık rastlayıp kendilerini yakından izleyebiliyoruz. Bu yazın popüler oyunlarında izleyebileceğiniz Hollywood’un popüler simaları John Malkovich, Matthew Broderick ve gitmenizi önerdiğim Clive Owen ve Anna Gunn’lı “The Night Of The Iguana”.

Clive Owen’ın en sevdiğim filmi Naomi Watts’la oynadıkları 2009 yapımı gerilim drama “The International” olsa da, 1900’lerin başında New York’daki bir hastanede geçen “The Knick” adlı dizideki Dr. John Thackery rolü ile hayranlığım daha da artmıştı. Anna Gunn ise 5 sezon boyunca çok büyük kitleleri televizyona kitleyen HBO’nun “Breaking Bad” dizisindeki kadın başrol karakteri Skylar White ile gönüllerimiz fethetmişti. 85-88 St.Martin’s Lane, Covent Garden’daki, “Noel Coward” tiyatrosunda bu ikiliyi canlı izleme fırsatı yaz boyunca elinizde. Oyundan sonra backstage’de beklerseniz fotoğraf çektirip imza alma şansınız da var.

Sinema dolu ilk günümüz henüz bitmedi, saat 22:30 gibi sona eren oyundan çıktıktan sonra, 35 st Saint James’s Place’deki “Dukes Bar London” da, James Bond’un klasik içkisi olan Votka Martini’yi, Londra’nın en iyi Martini hazırlayan 70‘ine merdiven dayayan barmeni Allessandro Palazzi’den içmenizi öneririm.



Evet artık uyumaya gidebilirsiniz saat 12’yi geçti, rüyanızda kendi filminizin kahramanı olmanız dileğiyle iyi uykular diliyoruz.

KONUK EDİTÖR: ÖMER ATAKAN - ATAKAN ARCHITECTS