X


image banner

KELİMELERİN PEŞİNDE...

mek            Mimarlık, tasarım, proje.
M üzik             Duyguların en güçlü ifade mecrası. İnsanı gerçeklikten uzaklaştırıyor.
                       Fonda hep olsa her şey bambaşka olur dediğim şey.
R üzgar           Yelken
E ğlence          Arkadaşlarla sosyal ortamlar, tekne üstünde olmak, ikiz kızlarımla
                        sabah yatak keyfi

K abiliyet         Düşünceleri tasarımla ifade edebilme becerisi.
U çmak           Tasarlarken yaratıcı atılım (creative leap) anı / farklı coğrafyalarda
                        projeler yapmak
Z evk               İpek
L ezzet            Seyahat etmek ve yeni mutfaklar denemek 
U yku               Yenilenme / Çocuklardan sonra bir buçuk yıldır özlediğim şey

DAHA İYİSİ NASIL OLUR?

+Mimarlık eğitimi
Bizim zamanımızda mimarlık eğitimi biraz izoleydi. Bence mimarlık eğitimi daha multi-disipliner yaklaşımlara kucak açmalı. Farklı disiplinlerle etkileşim halinde olabilmenin ve onlardan beslenebilmenin, mimarlık eğitimini daha ileri seviyeye taşıyabileceğini düşünüyorum.

+Kent
Yaklaşık 10 sene önce Ankara’dan İstanbul’a taşındım. Şu anda ofislerimizin bulunduğu İstanbul-Londra-Dubai-Mumbai ekseninde bir hayatım var. Sürekli buralara seyahat ediyorum. Hayatımın çoğunu İstanbul’da geçiriyorum ve kent algımı esasen İstanbul oluşturuyor ve İstanbul’u çok vakit geçirdiğim bu şehirlerle karşılaştırma fırsatım oluyor.

İstanbul bir yandan müthiş dinamik, yaratıcı düşünceyi besleyen ve ilham verici bir şehirken, öte yandan kaotik, standartları düşük ve yaşam kalitesi çok değişken olan bir şehir. Doğunun ve batının değerlerinin ve özelliklerini aynı anda taşıyor. Bu özellikler İstanbul’u çok özgün kılıyor. Ama İstanbul’la bir aşk nefret ilişkisi içinde olduğumu söyleyebilirim.

Bana göre bu kadar yoğun göç alan ve göçle birlikte hızlı dönüşümlere maruz kalan bu şehrin kendini daha iyi koruyabilmesi ve sunduğu standartları ve yaşam kalitesini yükseltebilmesi gerekiyor.

+Mimari / İç Mimari
Mimarinin daha çok içerikle bağ kurması gerektiğini düşünüyorum, bu nedenle benim için bağlamın esas kahramanı insan. Bütün yeni yaklaşımların odağında insan var, bu yüzden kimin için tasarlıyoruz sorusu önemli hale geliyor.

Mimarın ve tasarımcının, bir mekanın ya da bir mecranın kullanıcısını çok daha etkin bir şekilde anlaması ve tanıması gerekiyor.

Tasarım dünyası günümüzde bu anlayışla, farklı kullanıcı kitleleri için yeni bakış açıları geliştirdi. Bu bakış açılarından bahsedecek olursak:

  1. İnsan odaklı tasarım: İnsanı odağına alarak onun istek ve ihtiyaçları doğrultusunda tasarlamak üzerine bir yaklaşım
  2. Tasarım odaklı düşünme: Bir probleme analitik bir çözüm bulmaktan ziyade tasarım bakış açısıyla çözüm bulmayı öneren bir yaklaşım.
  3. Empatik tasarım: Kullanıcı ihtiyaçlarını listelemenin ötesinde, kullanıcının yerine kendini koyarak ihtiyaçların altında yatan nedenleri bulmayı hedefleyen bir yaklaşım.

Bana göre mimarlık da bu yaklaşımları benimseyerek problemi farklı disiplinlerden kazandığı bakış açılarıyla ele almalı.

Çünkü günümüzde deneyim artık bir mecrada yaşanmıyor. Fiziksel ve dijitalin birbiriyle iç içe geçtiği bir dünyada yaşıyoruz. Tam da bu nedenle “omni-channel” olarak adlandırılan, birbirinden farklı mecraların etkileşim ve yakın ilişkide olduğu deneyimler öne çıkıyor. Bu mecralar farklı duygulara aynı anda hitap edebildiğinde kullanıcının duygusal bağ kurduğu ve unutulmayacak deneyimlere dönüşüyor.

+Teknoloji
Ürün ve teknolojileri insanlara dayatmaktansa, teknoloji kullanımının insanların ihtiyaçlarına ve davranışlarına göre adapte edilebilir olması gerekiyor. Buna güzel örneklerinden biri, IKEA’nın 2020 için tasarladığı akıllı mutfak masası. Bu masa, tepeye yerleştirilen bir kamera aracılığıyla üzerindeki nesneleri algılayarak onlara göre oluşturduğu infografikleri masa üzerine yansıtabiliyor. Örneğin, üzerine yerleştirdiğiniz malzemeleri kullanarak oluşturacağınız yemek tariflerini size gösteriyor. Bunun yanı sıra, tarifleri hazırlarken masa size yol gösterici olabiliyor. Ya da masa üzerine koyduğunuz pişirme aparatlarını algılayarak, içerisinde bulunan rezistansları sayesinde pişirme aktivitesini gerçekleştirebiliyor. Aynı zamanda hazırladığınız tarifleri arkadaşlarınızla paylaşma imkanı da sunuyor. Siz masaya ne koyarsanız, ona göre teknolojinin sunduğu imkanları sonuna kadar kullanabiliyorsunuz. Teknoloji sizin gündelik yaşantınızın parçası haline geliyor.

+Sürdürülebilirlik
Sürdürülebilirlik kavramı epeydir hayatımızda. Benim şu ara mimarinin sürdürülebilirliğinin yanı sıra mekanları deneyimleyen insanların sürdürülebilirliğini ön plana çıkartan yaklaşımlar ilgimi çekiyor.

Şehir hayatı ve doğal yaşam yıllarca ayrıştırılmış bir şekilde karşımıza çıktı. Fakat aslında insanların, özellikle şehir insanlarının doğayı hissetmeye ihtiyaçları var. Bunun için son dönemlerde ortaya çıkan yeni bir yaklaşım var. Biyofilik tasarım adı verilen bu yaklaşım aslında insanların doğayla iç içe yaşama ihtiyacını karşılayabilecek, doğa unsurlarıyla modern tasarımın birlikte kurgulanması anlamına geliyor. Bana göre biyofilik tasarım yaklaşımı da sürdürülebilir olmanın önemli unsurlarından biri.

Sürdürülebilirlikle ilgili son dönemlerde ortaya çıkan bir başka bakış açısı ise döngüsel ekonomi / döngüsel tasarım. Modern ekonomi çizgisel bir süreç olarak hayal edilebilir: Sürecin başında, hammadde bir ürün haline dönüştürülür, sonunda ise yaşam döngüsünü tamamlamış ürünler birer çöp haline gelerek atılır. Döngüsel ekonomi ise buna tamamen karşı çıkarak, ürün yaşam döngüsünü asla bitmeyen, dairesel bir süreç olarak tanımlıyor. Yani ürün ya da servis, yaşam döngüsünün sonuna geldiğinde bazı parçalarının yeni üründe tekrar kullanılması – yani döngüye tekrar sokulması – bu döngüyü devam ettiriyor ve ürün ya da servis hiçbir şekilde değer kaybetmemiş oluyor. Bu sürdürülebilir yaklaşım, tasarımda da kendisini göstermeye başladı, fakat artık ekonominin birçok alanına yayılması gerektiğini düşünüyorum.

KİŞİSEL...

+Ne okuyorsun
Paul Auster – New York Üçlemesi
Steven Callahan – Seventy-six Days Lost At Sea

+Ne dinliyorsun
Şu ara Nick Cave ve ikiz kızlarımın favori çocuk şarkıları. Hatta bu ikincisi sabahları aynı şarkıyı defalarca üst üste dinlemek gibi bir işkenceye de dönüşüyor zaman zaman.

Bir de I-AM’in müzik grubu “Yok Yok”.

+Ne izliyorsun
Netflix’te;
Wild Wild Country
Soyut Düşünce
Captain Fantastic

+Hobilerin
Hayatımı domine eden en büyük hobim yelken. Ancak yelken deneyimi benim için iki farklı dünyadan oluşuyor.

Birincisi; aile ve arkadaşlarla paylaştığım yelken deneyimi, bu daha çok şehir hayatının hızından ve kaosundan uzaklaşabilme, hayatı yavaşlatabilme imkanı sağlıyor.

Diğeri ise yarışmak. İstanbul’da IRC 3 kategorisinde yarışıyoruz.

Hafta sonlarımı genellikle tekne üzerinde gezerek veya yarışarak geçiriyorum.

Bunun dışında kayak yapmayı da çok severim.

+Hayattaki olmazsa olmazın
Kendimi yenilemeyi, yeni şeyler öğrenmeyi, sürekli bir gelişim içinde olmayı seviyorum. Bu hem meslek hayatım hem kişisel hayatım için geçerli. Mimarlık ve tasarım mesleği sürekli öğrenmeyi ve kendini geliştirmeyi gerektiriyor. Mimarlığı hayat boyu süren bir eğitim süreci olarak tanımlamak yanlış olmaz.

Bunun yanı sıra en büyük hobim yelkende de aynı şey geçerli. Her ne kadar vaktimin çoğunu ayırsam da çok iyi bir yarış yelkencisi olduğumu iddia edemem. Ama benim için kendimi geliştirme süreci başarılı olmaktan çok daha önemli. Bana bu süreç keyif veriyor.

Evde de aynı şey geçerli. 1.5 yaşında iki kızımız var. Kızlarımla ilerde arkadaş olabilmek gibi bir hedefim var. 40 yaşında baba olmuş biri olarak bunun çok kolay olamadığını biliyorum. Yani evde de kendini yenilemek ve yeni neslin kültürünü anlamak için kendimi sürekli güncellemem gerektiğini düşünüyorum.

+Mesleğin yenilerine vereceğin 3 tavsiye
1.Daha önce de bahsettiğim gibi, mimarlıkta yeni yaklaşımlardan da beslenerek multi-disipliner bir bakış açısı oluşturmak çok önemli. Mimarlar asla kendi dünyalarına sıkışıp kalmadan, ellerinden geldiğince bütün tasarım disiplinleriyle etkileşim halinde olmalılar.

2.Yeni şeyler söyleyebilmek, yaratabilmek, tasarlayabilmek için dünyada olup biteni takip etmeliler. Kişinin kendi çevresinin dışına çıkarak seyahat etmesi, yeni şeyler keşfetmesi, yaratıcılığı inanılmaz derecede besliyor. Hiçbir zaman öğrenmeyi bırakmadan öğrenmeye aç olmalılar ve yeni fikirlere yoğunlaşmalılar.

3.Kimin için tasarlıyoruz sorusu gerçekten çok önemli. Bir tasarım sürecinin başında kesinlikle buna daha fazla zaman ve kaynak ayırmak gerekiyor. Kullanıcı ihtiyaçlarını derinlemesine analiz ederek onları tanımak ve hatta kullanıcıyla empati yaparak ihtiyaçların altında yatan nedenleri bulmak, sadece mimarlıkta değil, bütün tasarım disiplinlerinde öne çıkmalı. Mimarın ve tasarımcının kendini buna göre disipline etmesi, gelecekte kullanıcıların ne gibi ihtiyaçları olacağı konusunda öngörüde bulunmasını da kolaylaştıracaktır.

DİĞER RÖPORTAJLAR