X


image banner

KELİMELERİN PEŞİNDE...

G üç                Dostlar
Ü mit               Her zaman olması gerekir
R enk              Siyah ve beyaz da renktir
H atıra             Geçmiş
A ile                 Her şey
N ota               Müzik

B eceri            Çalışmayla olduğuna inanıyorum
A şk                 Heyecan
K alite             Bakırküre!
I şık                 Mimarideki en önemli etkenlerden biri
R adikal          Her zaman
K olektif          Çağımız bireysellikten çok kolektiflik çağı
Ü slup             Her mimarın belli bir üslubu olması lazım
R ealite           Acı
E zgi               Ritim, melodi, müzik, keyif bence...

DAHA İYİSİ NASIL OLUR?

+Mimarlık eğitimi
Oğlum nedeniyle Amerika’yı, İngiltere’yi biliyorum ve kendi hocalığım nedeniyle Türkiye’yi biliyorum. Hem Mimar Sinan, hem Yeditepe ve hem de başka başka üniversitelerde verdiğim konferanslarla ülkemizdeki mimarlık eğitimini tanıyorum diyebilirim. Çok zor bir konu ve bence 2 yönü var. Türkiye’de benim gördüğüm en büyük açıklardan biri temel mimarlık eğitimi. Bütün okullarda çok eksik. Teknik resimden bina bilgisine ve hatta son dönem verdiğim diploma projelerine kadar çok zayıf. İlk önce Türkiye için temel eğitimin çok doğru verilmesi lazım.

Daha sonra tabii ki her fakültenin kendine özgü, mimarlık eğitimi ile ilgili öğrenciye bir vaadi olmalı. Öğrenciler de daha ilk okul tercihi yaparken bunu göz önüne alabilmeli. Dünyada bu böyledir. Mimarlık eğitimi almak için Sci-Arc’a gidecekseniz başka, Pratt’e gidecekseniz başka, Ethz’ye gidecekseniz başka bir formasyon alacağınız aşikardır. Bu bir zamanlar bizdeki Akademi ile İTÜ Mimarlık Fakültesi arasındaki duruma benzer. O zamanlar aslında doğru olanıydı. Tabii ki sayısız mimarlık fakültesi açılıp, içlerinde mimar öğretim üyesi olmadan mimar mezun eden fakülteler olduktan sonra bunları ummak, herhalde bugünlerde hayal gibi geliyor.

+Kent
Realite kelimesine acı demiştim, işte İstanbul’un realitesi de acı. Her konuda olduğu gibi... Kent aslında insanların yaşayacağı bir planlama bütünüdür. İnsanın nasıl yaşayacağını örgütleyen bir organizmadır, bir makinadır. Bizde maalesef bu planlama, bu organizma yapılmıyor. Bizde amip gibi çoğalıyor. Dolayısıyla İstanbul’da bir master plana sahip değil. Bu kadar rastgele, plansız büyümesine rağmen çok güzel bir şehir. Hala coğrafyasıyla, doğasıyla insana çok şey katan bir şehir. Hep şuna üzülüyorum, Paris’e gidiyorsun ya da Londra’ya veya New York’a gidiyorsun gördüğün aynı şey; insanın elinin değdiği şehir güzelleşiyor, turist çekiyor, pozitif etki veriyor. Türkiye’ye bir bakıyorsun, İstanbul’a nerde insan eli değmişse orası en negatif, en kötü durumda. Ne mimarları ne de şehircileri suçlamak doğru değil aslında. Bu genel politikaların suçu. Yaptığınız yapı da bu karmaşada gözükmüyor. Siz aynı yapıyı Paris’e gidip koysanız çok daha başka bir etkisi oluyor. İstanbul’da maalesef yanındaki komşusuyla, ilişkisiyle, korkunç bir yapı olabiliyor. İstanbul’un durumu kaos şu anda. Daha iyisi de zor duruyor şu anda.

+Mimari / İç Mimari
İç mimaride Türkiye daha şanslı. İç mimaride bir işverene bağlısın, kapalı bir mekanın bir zarfın içinde bir şey yapıyorsun. İmar durumları, kanunlar, komşular yok. Dolayısıyla bence iç mimari, mimariden daha şanslı durumda şu an Türkiye’de. Bu nedenle de mimarın yetisi, kabiliyeti daha iyi gözüküyor.  Tabii ki bizim bütçelerimiz hiç bir zaman yurtdışı bütçeler gibi değil.

Burada daha iyi iç mimari olabilmesi için kritik konu işçilik. Çıkan sonucu direk etkiliyor. Bir çok mimar ya da iç mimarın iyi tasarım yaptığına inanıyorum ama uygulama kısmına geldiğinizde çok zorlanıyorsunuz. Ara eleman bulamıyorsunuz, yeterli detay ve malzeme bilgisine sahip taşeron, üretici firma bulamıyorsunuz. Sizin çözüm ortağınız olamıyorlar maalesef. Bu konular iyileşirse bence iç mimari çok iyi bir yere gidebilir. Tabi aynı zamanda yetişen, yeni gelen kuşağın da daha iyi bir şekilde bize gelmesi, daha pişmiş şekilde okullardan çıkması gerekiyor.

+Teknoloji
Ne kadar kullanıyoruz bugün dersen, inşaat sektöründe bence hiç yok. Arabaya bakıyorsun mesela insan eli değmeden motordan kaportasına kadar üretiyor. Biz hala çok iptidai metotlarla, insan becerisiyle, insan yetisiyle inşaat yapıyoruz. Hala çok geriyiz pek çok alana göre. Aslında inşaat ya da mimari sektörün içinde teknolojiden çok bahsedilemez. Bahsedilen şey diğer alanların mimariye entegre edilmesidir. Yani mesela  elektronik sistemler, mekanik sistemler, malzeme geliştirilmesi gibi alanlarda kullanılan teknoloji mimaride yer alıyor.  Otomasyon, akıllı ev, sıfır karbon amaçlı sürdürülebilir enerji üretimi gibi pek çok konuda teknoloji var ama bunlar hala girdi. Sonuçta üreten insan ve hala teknoloji bu sürecin içine girebilmiş değil.  İnşaatın teknolojik bir üretimi yok bence.

+Sürdürülebilirlik
Bu iş arazinin seçiminden, çevre faktörlerinden, burada kullanacağınız en ufak malzemeye kadar, harcayacağınız enerji her alanı kapsıyor. Böyle bir yola girdiğiniz zaman, bazen her şeyden yararlanamıyorsunuz. Türkiye koşulları buna olanak vermiyor. Tabii ki amaç hep daha iyi, daha sürdürülebilir, daha çevre dostu yeşil binalar yapmak olmalı. Ne kadar yapılabiliyor binada, tartışılır. Arabaları mesela çok radikal bir şekilde elektrikliye çevirdiler ve bütün işi çözdüler. Ama bizde hala müşteriye çok zor kabul ettirdiğimiz ya da ettiremediğimiz maliyetler söz konusu. Belki yaygın kullanımlar oldukça olacak ama bu maliyetleri düşürmek gerekiyor.

KİŞİSEL...

+Ne okuyorsun
Uğur Tanyeli’nin Toplumsal Hafıza Mimarlık Tarih ve Kuram’ını okuyorum.

+Ne dinliyorsun
Herşey! Çok şey dinliyorum, en çok elektronik müzik... Pek çok DJ’i dinliyorum. Türklerden Mahmut Orhan’ı çok seviyorum. Tabi ben sadece dinlemiyorum, üretmeye de çalışıyorum remixler yapıyorum. Dinlediğim moda göre değişiyor ama en çok elektroni ve jaz dinliyorum. Keith Jarret ve E.S.T. (Esbjörn Svensson Trio) seviyorum.

+Ne izliyorsun
Hiçbir şey! En son dünya kupasını izledim. Dizi olarak Game of Thrones izledim, ondan önce izlediğim dizi Lost idi. Dizi izleme merakım yok. Onun yerine müzik dinliyorum, müzik üretiyorum, kitap okuyorum, çizim yapıyorum. Televizyon bizim evde hiç açılmıyor. Film daha çok izliyorum ama süresi belli olduğundan.

+Hobilerin
Müzik; hem DJ’lik hem davul çalmak, spor, kayak, şarap...

+Hayattaki olmazsa olmazın
Olmazsa olmaz diye bir şey çok zor. İnsan her şeye alışıyor bence. Ama çalışmamak olmaz. Çalışmayı seviyorum, mesleği seviyorum. Hobi zevkiyle çalışıyorum.

+Mesleğin yenilerine vereceğin 3 tavsiye
Buna hep aynı şeyleri söylüyorum ama fikrim hep aynı; gezin-görün, çalışın-araştırın, meslek değil hobi olarak görün.

Bu coğrafyada, mimari alanda, çocukluktan beri bilinçaltımıza hep kötü sinyaller giriyor. Herhangi bir batı ülkesine gidiyorsunuz oranlar, malzemeler bambaşka. Bu sinyalleri alıp bir şey üretmekle, İstanbul’da beslenip bir şey üretmek başka. O nedenle pozitif sinyalleri almak şart.  Internet var ama yetmez, mimari 4 boyutlu. Sokakta yürümekle resmini görmek aynı şey değil. O nedenle bol bol gezini görün diyorum.

DİĞER RÖPORTAJLAR